İçeriğe geç

İnsana neden kal gelir ?

Umarız “İnsana neden kal gelir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Sosmed ekibinden sevgilerle!

İnsana neden kal gelir?

Şunları da İnceleyin: Çok şiddetli kalp çarpıntısı neden olur ?

İzmir’de sabah uyanmak bazen küçük bir komedi filmi gibi. Perdeden sızan güneş var, martılar zaten sanki senin ev arkadaşıymış gibi bağırıyor, bir de içimde sürekli çalışan o meşhur düşünce motoru… İşte o motorun en sevdiği sorulardan biri: İnsana neden kal gelir?

Bunu sadece “üzülmek” gibi düşünmüyorum artık. Kal gelmesi dediğin şey, sanki zihnin bir anda frene basıp “dur bakalım, biraz fazla hızlandık” demesi gibi. Ama o fren bazen o kadar sert oluyor ki, insan kendini İzmir trafiğinde kırmızı ışığa yakalanmış scooter gibi hissediyor: hareket etmek istiyorsun ama bir şey seni tutuyor.

Kal gelmesi dediğimiz şey aslında ne?

Bir gün Karşıyaka’da sahilde yürürken bir arkadaşım bana dedi ki:

— “Bende kal geldi ya…”

Ben de klasik refleks:

— “Nereden geldi? Kargoyla mı?”

Güldük ama sonra düşündüm. Kal gelmesi aslında paket servis gibi değil. Sipariş vermiyorsun, kapı çalmıyor, “buyurun depresyonunuz geldi” diye bir teslimat yok. Daha çok içten gelen bir sistem çökmesi gibi. Ama mavi ekran da değil, daha çok “duygusal donma” hali.

İnsana neden kal gelir? sorusunun cevabı biraz da burada gizli. Çünkü insan dediğin şey sürekli çalışan bir makine değil; hisleri var, düşünceleri var, bazen de aynı anda 47 farklı şeyi düşünme yeteneği var (ve bu yetenek çoğunlukla gece 03:17’de aktif oluyor).

İzmir sıcağı, beyin ve gereksiz düşünceler üçlüsü

İzmir yazı… Dışarıda 38 derece, içeride klima kavgası, kafada ise geçmişte söylenmiş en ufak cümlelerin tekrar analizi:

“Acaba o gün ‘görüşürüz’ yerine ‘kendine iyi bak’ dediğim için garip mi oldu?”

İşte kal gelmesi bazen tam burada başlıyor. Beyin, ortamla uyumsuz şekilde fazla çalışmaya başlıyor. Dış dünya “denize gir, limonata iç” modundayken, iç dünya “2018’de söylediğin o şeyin sosyal etkisini analiz ediyorum” moduna geçiyor.

Bir ara annem mutfaktan seslendi:

— “Oğlum neden öyle boş boş bakıyorsun?”

Ben:

— “Kal geldi.”

O:

— “Ne geldi?”

İzmir’de bazı duygular hâlâ çeviri istiyor.

Kal gelmesi: Sosyal batarya %1

Modern insanın en büyük sorunu bence bu: sosyal batarya. Şarj aleti var ama priz yok gibi.

Arkadaş ortamında kahkahalar atıyorsun, “çok iyiyim ya” modundasın. Sonra eve geliyorsun, kapıyı kapatır kapatmaz bir anda sistem kapanıyor:

“Şu an hiçbir şey yapmak istemiyorum ama neden hiçbir şey yapmak istemediğimi de çok merak ediyorum.”

İnsana neden kal gelir? sorusu burada biraz daha netleşiyor. Çünkü bazen beden değil, zihin yoruluyor. Koşmaktan değil, düşünmekten. Konuşmaktan değil, kendini açıklamaktan.

Bir arkadaşım bunu çok güzel özetlemişti:

— “Ben sosyalim ama sadece dışarıda. Evde fabrika ayarım: sessizlik.”

Günlük hayatın küçük tetikleyicileri

Kal gelmesi büyük olaylarla gelmiyor her zaman. Bazen çok küçük şeyler tetikliyor.

Mesela markette sırada beklerken:

Kasiyer: “Poşet ister misiniz?”

Sen: “Yok teşekkürler…”

Kasiyer: “Tamam.”

Beyin: “Bu ‘tamam’ biraz sert miydi?”

Ve başladı…

İnsana neden kal gelir? sorusu bazen bir “tamam” kelimesinde bile saklanabiliyor. Çünkü insan zihni boşluğu sevmez, boşluğu doldurur. Hem de çoğu zaman gereksiz detaylarla.

İç sesle röportaj

Bazen kendi iç sesimle tartışıyorum. İzmir’de yaşayan herkesin içinde küçük bir yorumcu olduğuna eminim.

— İç ses: “Bu kadar düşünme.”

— Ben: “Sen kimsin?”

— İç ses: “Senin ürettiğin bir versiyonum.”

— Ben: “O zaman sus.”

Susmuyor.

Kal geldiğinde iç ses daha da aktif oluyor. Sanki televizyon açık ama kumanda kayıp. Kanal değişmiyor, hep aynı sahne:

“Acaba yanlış mı yaptım?”

“Acaba şöyle mi deseydim?”

“Acaba insanlar beni düşünüyor mu?”

Cevap: Büyük ihtimalle hayır. Ama iç ses bunu kabul etmiyor.

Kal gelmesinin fiziksel tarafı

Her şey psikolojik değil. Bazen beden de diyor ki:

“Yeter.”

Uykusuzluk, düzensiz beslenme, fazla kahve… Hepsi birleşince sistem şöyle bir hata veriyor:

Baş ağır

Enerji düşük

Motivasyon 404

Bir gün arkadaşlarla Alsancak’ta otururken biri dedi ki:

— “Ben artık kahve içince bile yoruluyorum.”

Bu cümle çok şey anlatıyor aslında. İnsana neden kal gelir? sorusunun cevabının yarısı kahveyle, yarısı uykuyla ilgili olabilir.

Kal gelince dışarıdan nasıl görünür?

Dışarıdan bakınca çok dramatik değil aslında. Kimse ışıkların söndüğünü görmüyor. Ama içeride bir sessizlik başlıyor.

Arkadaş mesaj atıyor:

— “Ne yapıyorsun?”

Cevap yazıyorsun:

— “Bir şey yok.”

Ama o “bir şey yok” aslında küçük bir roman.

Çünkü o sırada:

Tavana bakıyorsun

Hayatını sorguluyorsun

Buzdolabını açıp kapatıyorsun

Ama yemek istemiyorsun

İnsana neden kal gelir? sorusu tam da bu anlarda büyüyor. Çünkü dış dünya “devam et” diyor, iç dünya “dur biraz” diyor.

Kendi kendine fazla anlam yükleme sanatı

İzmir’de büyüyen biri olarak şunu öğrendim: biz küçük şeyleri büyütme konusunda olimpiyatlara katılsak madalya alırız.

Mesela biri sana kısa mesaj attı:

— “ok”

Sen:

“ok ne demek? kızgın mı? kırgın mı? nokta koysa daha mı iyi olurdu?”

Kal gelmesi bazen bu analiz döngüsünün son seviyesi.

Bir noktadan sonra beyin diyor ki:

“Ben çıkıyorum.”

Ve gerçekten çıkıyor. Ama bedeni bırakıp gitmiyor, sadece işlem yapmayı durduruyor.

Kısa bir sahne: ev, gece, ben

Saat 02:48.

Ben koltukta oturuyorum. Televizyon açık ama izlemiyorum. Telefon elimde ama bakmıyorum.

İç ses:

— “Uyusana.”

Ben:

— “Uyuyamıyorum.”

İç ses:

— “Neden?”

Ben:

— “Bilmiyorum.”

İç ses:

— “İşte bu yüzden kal geliyor.”

O an anlıyorum ki bazı soruların cevabı yok. Ama insan yine de sormadan duramıyor.

Kal gelmesini yönetmeye çalışmak

Tamamen yok etmek mümkün değil. Ama biraz hafifletmek mümkün.

Bazen yürüyüş yapıyorum. İzmir’de rüzgâr var ya, o bile insanın içini biraz temizliyor. Bazen sadece müzik açıyorum ve düşüncelerle kavga etmeyi bırakıyorum.

Ama en etkili yöntem şu olabilir:

Kendine gülmek.

Çünkü bazen düşünceler o kadar ciddi oluyor ki, onları ciddiye almamak en iyi çözüm.

— “Neden böyle hissediyorum?”

— “Çünkü insanım.”

— “Bu yeterli mi?”

— “Bazen evet.”

Son bir düşünce: kal gelmesi aslında bir dur işareti mi?

Belki de İnsana neden kal gelir? sorusunun en basit cevabı şu: İnsan bazen kendini duymak için durmak zorunda kalır.

Çünkü sürekli koşarken, sürekli konuşurken, sürekli yetişmeye çalışırken iç ses arada kayboluyor. Kal gelmesi biraz da o sesi geri çağırma yöntemi gibi.

İzmir’de akşamüstü güneşi nasıl yavaş yavaş düşüyorsa, insanın içi de bazen öyle yavaşlıyor. Ve o yavaşlık aslında kötü bir şey değil. Sadece alışık olmadığımız bir tempo.

Belki de mesele kal gelmesi değil. Mesele, durunca neyle karşılaştığımız.

Önerdiğimiz İçerik: çiçeğe aşırı su verilirse ne olur ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://forumteknogirisim.com https://fanu.com.tr https://fofa.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!