Gösteriş Caiz Mi? – Her Şeyin Bir Sınırı Var, Ama Biz Hâlâ O Sınırda Mı Duruyoruz?
Yani, İzmir’de yaşıyorum, hem de 25 yaşında bir gencim. Bazen düşündükçe kendimi bir sosyal medya fenomeni gibi hissediyorum. Ama gerçekte sadece, mahalle arasında pizza alırken şık görünmeye çalışan, aslında dünyaya meydan okuyan biriyim! Aslında bu yazıyı yazmaya başlamamın sebebi, bir arkadaşımın geçen gün bana “Ya sen o ayakkabıları alırken neden her şeyi büyük bir gösterişle aldın?” demesiyle oldu. Gösteriş? Evet, gösteriş caiz mi? diye düşündüm. Çünkü gerçekten de, bazen hayatın içine öyle bir gösteriş karıştırıyoruz ki, doğru mu yapıyoruz, bilemiyoruz.
İç sesim devreye girdi tabii ki:
“Güzel kardeşim, gerçekten mi? Gösteriş caiz miymiş? Bu ne demek yani? Gösterişli bir hayat mı?”
Gösteriş: Sadece Bir Ayakkabı mı, Bir Yaşam Tarzı mı?
Gerçekten çok basit bir şeyden yola çıktık, değil mi? Ayakkabılar. Evet, geçen hafta aldığım ayakkabıları gösterişli bulmuştu arkadaşım. “O kadar da abartma, gerçekten gereksiz ya,” dedi. “Öyle şeyler değil işte, gösteriş caiz mi?” diye sordu. Ama ben ne dedim? “Ama ne var yani? Ayakkabının rengi güzel. Biri beğenirse ‘Aa, harika bir ayakkabı!’ der.” Şimdi, mesele bu kadar basit mi? Gerçekten de gösteriş, sadece bir ayakkabının tarzından mı ibaret? Bir eşyaya dair gösteriş yapmanın, ruh halimize etkisi ne? Ya da daha basitçe, gösteriş caiz mi? Kendi kendime bunları düşündüm, çünkü ortada ciddi bir konu var.
Hadi gelin, göstereyim:
Bir ayakkabının gösterişi, başka bir şeyin gösterişi olur. Her şeyin bir sınırı var aslında. Gösteriş dediğimiz şey, bazen farkında olmadan hayatımıza karışıyor. Onu dışarıda bir yerde bırakamıyoruz çünkü her an elimizin altında. Gerçekten de çok derin bir konu, gösteriş. Kiminin gözünde bir statü, kiminin gözünde sadece zevk meselesi. Ama kimseyi de kırmak istemiyorum tabii, ne de olsa burada bir hayat dersi vermiyoruz.
Gösterişin Doğası: Kimi Yüceltir, Kimi Yıkar
Gösterişin doğası o kadar karmaşık ki, bir yanda insanların övünerek gösterdiği başarılar, öteki tarafta sadece bir eşyayı göstermek için harcanan eforlar var. Tüketim toplumunda yaşıyoruz ya, bir şey almak, o şeyi başkalarına göstermek, onlarla bu tüketim üzerinden bir bağ kurmak… Ama sonra, gösterişin gerçekten ne kadar faydalı olduğu sorusu kafamızda yankılanıyor. Gerçekten değerli mi? Sadece “daha iyi görünmek” için yapılan şeylerin geriye ne kadar anlamlı kalacağına inanabiliyor muyuz?
Bir gün arkadaşım Serkan’la yürüyüş yapıyoruz. Benim cebimde birkaç yeni eşya var, o da benden çok daha sade bir şekilde. Aramızda geçiyor şu diyalog:
Serkan: “Ya, senin bu yeni telefon çok gösterişli ya!”
Ben: “Ne var bunda? Başka bir şey değil, sadece güzel bir telefon. Bu kadar basit. Hem ne var yani, o kadar çalıştım, aldım işte.”
Serkan (gülerek): “Güzel de, gösterişin de bir sınırı olmalı değil mi?”
Ve bu cümle, bir anda gösterişin gerçek anlamını sorgulamama yol açtı. Çünkü gerçekten de, gösterişin fazlası insanı yorar. Ama azı da, ne yazık ki içi boş bir görüntü haline gelebilir.
Gösterişin Caiz Olup Olmadığı Konusunda Biraz Kafa Yormak
Şimdi daha ciddi bir soruya geldik. Gösteriş caiz mi? Cevap vermek bir hayli zor aslında. Çünkü gösteriş, bazen yalnızca bir dışa vurum, bazen ise ego tatminidir. Hangi durumda hangi sınırda durulması gerektiğini belirlemek için insanın kendi vicdanına, kültürüne, hatta dine bakması gerekiyor. Benim fikrimse basit: Gösterişin fazlası kötü. Ama bu demek değil ki gösteriş yapmak tamamen yanlış! Bazen şık bir şekilde giyinmek, bir insanın kendine olan güvenini artırabilir. Bazen de elinde tuttuğun telefonun şıklığı, sadece seni yansıtan bir şey olabilir.
Tabii, burada önemli olan nokta, gösterişi yaparken amacın nedir? Bir arkadaş ortamında, bazen küçük bir şıklık insanın motivasyonunu artırabilir. Ama bir dükkân açmak için, “Ya ben bunu çok gösterişli yapmalıyım ki herkes gelsin!” diye düşünmek, biraz kaygı yaratıcı olabilir. O zaman ne yapacağız? Gösterişe nasıl bakmalıyız?
Gösterişin İçsel Yansıması: Gerçekten Ne Kadar Önemli?
İzmir’in sıcak bir akşamında, deniz kenarına oturup bir çay içiyorum. Telefonumda gezdiğim birkaç fotoğrafı, geçenlerde aldığım o gösterişli ayakkabının bir fotoğrafıyla süslüyorum. İşte tam bu sırada kafama şu soru takılıyor: Gösterişin bu kadar içinde olmamız, kendimize dair neyi kanıtlamaya çalıştığımızın bir göstergesi olabilir mi? Gerçekten mi, “Gösteriş caiz mi?” sorusu, sadece bir sosyo-kültürel tartışma mı yoksa insanın özde kendini sorgulaması gereken bir durum mu?
O yüzden şöyle düşünüyorum: Eğer gösteriş sadece başkalarına kendimizi ispatlamak için yapılacaksa, bu biraz sahte olabilir. Ama eğer gösteriş, sadece kendini daha iyi hissetmek içinse, belki de onun fazla abartılmaması kaydıyla, bunun bir sakıncası yoktur. Sonuçta, kimse bize neden şık bir şekilde dışarı çıktığımızı sormayacak, ancak içsel bir huzursuzluk hissi varsa, o zaman gösterişin gerekliliği tartışılabilir.
Sonuç: Gösteriş Caiz Mi? Hayat, Deneyim ve Denge Üzerine
Sonuç olarak, gösteriş caiz mi? sorusunun cevabı, aslında biraz da bizim bakış açımıza bağlı. Kimisi için gösteriş, bir yaşam tarzıdır, kimisi için ise sadece kendini tatmin etme aracıdır. Ama bizler, yaşadıkça ve daha çok deneyim kazandıkça, gösterişin ne kadar anlam taşıdığını daha iyi anlayacağız. Yani, belki de önemli olan nokta, gösterişin amacıdır. Amacınız kendinizi daha iyi hissetmekse, o zaman sorun yok. Ama amacınız başkalarına kendinizi ispatlamaksa, biraz durup düşünmek gerekebilir.
Göstermelik bir şeyler yaparken, her zaman “Neden yapıyorum?” diye sormak, insanın gerçekten kendini bulması için önemli olabilir. Gösterişi yaparken bile içsel dengeyi kaybetmemek, hayatı daha anlamlı hale getirebilir. Çünkü belki de gösterişin en güzel hali, sadece gerçekten “olduğun gibi” olabilmektir.